Karadeniz’de Timsah Var mı? Bir Sorunun Peşinde
Geçen yaz, Kayseri’deki huzurlu ve sakin hayatımı bir kenara bırakıp, Karadeniz’in yeşil ve dalgalı denizine doğru yola çıkmaya karar verdim. Hayatımda belki de ilk defa, bir yeri gerçekten keşfetmek için değil, hayal kırıklığımdan kaçmak için gitmek istiyordum. Bir tür kaçıştı bu. Bazen bir şehirden başka bir şehre gitmek, kafayı dinlendirmek için yeterlidir. Ancak ben Karadeniz’e gitmeye karar verdiğimde, bilinçaltımda başka bir şeyler aradığımı fark ettim. Timsah var mı Karadeniz’de? Kulağa tuhaf geliyor, değil mi? Ama o sorunun peşinden gitmek istedim. Belki de çocukluğumda okuduğum masalların, korku hikâyelerinin bir etkisiydi. O kadar merak etmiştim ki, “Gerçekten var mı bu canavar?” diye düşündüm.
İlk Adımlar: Karadeniz’e Varış
İstanbul’a vardığımda ilk hissettiğim şey, denizin sesi oldu. Kayseri’nin o sıcak, kurak havasından sonra Karadeniz’in serin esintisi, tüm vücudumu sarstı. Hızlıca kıyıya yöneldim, yüzümde bir gülümseme vardı. Karadeniz’in dalgaları benim için başka bir anlam taşıyor. İçimde bir nehir gibi aktığı zamanlar oldu, tıpkı bu deniz gibi. Ama bu defa farklıydı. İçimde bir şey vardı. Neden Karadeniz’de timsah sorusuyla ilgileniyordum? Çocukluk hayalim miydi? Yoksa gerçek miydi? Belki de yıllardır peşinden koştuğum bir soru işaretiydi, ama gerçekten çok garipti. “Burada ne arıyorum?” diye düşündüm.
O gün, kıyıya yakın bir kayalığa oturdum. Dalgalara bakarken, bir yandan da kafamda timsahın yüzeyiyle dans ettiğini hayal ediyordum. Karadeniz’in suları aslında çok derindi ve kimse bu derinliği bilmezdi. Tıpkı içimdeki duygular gibi. Bu garip düşünceler arasında kaybolmuşken, bir ses duydum. Yanımda oturan yaşlı bir adam bana gülümsedi ve dedi ki: “Biliyor musun, eskiden burada timsahlar yaşarmış.” O an içimdeki hayal kırıklığı bir anda yerini heyecana bıraktı. “Gerçekten mi?” diye sordum. Adam başını salladı ve “Evet, ama bu topraklarda çok eski zamanlarda,” dedi.
Hayal Kırıklığı ve Heyecan: Gerçek mi, Yalnızca Bir Hikâye mi?
Karadeniz’de timsah olduğuna dair söylediklerinden sonra, birden tüm inancım yıkıldı. Evet, heyecanlıydım, çünkü karşımda beklemediğim bir bilgi vardı, ama bir o kadar da hayal kırıklığına uğramıştım. O kadar çok masal duydum ki, gerçek ve hayal arasındaki sınırları anlamakta zorlanıyordum. Timsah, insanın korktuğu bir şeydi. Ama belki de ben, o korkuyu gerçeğe dönüştürmeye çalışıyordum. Karadeniz’in bilinmeyen sularında, bir timsahın olmaması gerekirdi. Ama o zaman, gözlerimi denize dikip bir kez daha düşündüm. “Gerçekten de olabilir mi?” diye.
Bir Umut Işığı: Doğa ve İnsan Arasındaki Bağ
O gün, akşam karanlık çökmeden önce sahilde yürümeye devam ettim. Tüm bu timsah hikâyeleri, aslında ne kadar hayal gücünün bir parçasıydı, bir kez daha düşündüm. Belki de insan, bazen yalnızca belirsizlik ve keşfedilmemiş olanın peşinden gitmek istiyordu. Karadeniz’in hırçın dalgaları arasında kaybolan umutlar gibi, timsah da bir simgeydi. İçimdeki duyguların nasıl şekillendiğini, o an fark ettim. Belki de en önemli soru, “Gerçekten neyi arıyordum?”du. Belki de Karadeniz’in suları ve timsah hikâyeleriyle olan bu yolculuk, bana hayatın karmaşıklığını ve her şeyin ardında bir anlam arayışını hatırlattı.
Denizin kenarına doğru ilerledim, kararmış gökyüzü altındaki suların ne kadar derin olduğunu düşündüm. Belki de timsahlar yoktu ama aradığım şey, bu derinlikteydi. Hayat gibi. Karadeniz’in kıyısında, her şeyin geçici olduğunu kabul ettim. Zamanla, korktuğum ve hayal ettiğim her şeyin, bir şekilde yerini umut ve huzura bıraktığını fark ettim. Yalnızca Karadeniz değil, her yer böyleydi. Belki de timsahlar, bu topraklarda hiçbir zaman var olmamışlardı. Ama ben o denizle, o yerle ve o hikâyeyle daha yakın hissettim kendimi.
Sonuç: Karadeniz’de Timsah Var mı?
Sonunda, Karadeniz’in kenarında yalnızca su ve rüzgar vardı. Timsahtan eser yoktu. Ama bu hayal kırıklığı, aslında daha büyük bir keşifti. Belki de hayat, zaman zaman bizlere farklı bir gerçek sunuyor. Bir soru soruyoruz, peşinden koşuyoruz ama bulduğumuz şey farklı bir cevaba dönüşüyor. Karadeniz’de timsah yoktu belki, ama o denizin sunduğu huzur ve sessizlik, benim için en büyük keşifti. Evet, belki bir zamanlar vardı, kim bilir? Ama şimdi, o sorunun yanıtı, benim içimde farklı bir anlam taşıyor.