Savsaklamak İngilizce Ne Demek? Bir Kelimenin Ardındaki Toplumsal Gerçek Bazen bir kelime yalnızca bir fiil değildir; içinde bir toplumun alışkanlıklarını, sorumluluk duygusunu ve değer anlayışını taşır. “Savsaklamak” tam olarak böyle bir kelime. Günlük dilde sıkça kullandığımız ama derininde çok daha fazlasını barındıran bir ifade. Bu yazıda, “Savsaklamak İngilizce ne demek?” sorusunu yalnızca dilbilgisel bir çeviri olarak değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet merceğinden ele alacağız. Çünkü bir şeyi “savsaklamak”, bazen bir görevi ertelemekten çok daha fazlasını anlatır — bir tutumu, bir zihniyeti, bir sistemin içindeki dengesizliği. — Savsaklamak İngilizce Ne Demek? İngilizcede savsaklamak kelimesi genellikle “neglect”, “ignore”, “procrastinate”, ya…
8 YorumGünlük Satırlar Yazılar
Bir Damlada Hakikat: 10 ml Kaç Santimetreküptür? Bir filozof için ölçmek, sadece saymak değildir; anlamaktır. 10 ml suya bakarken, onun sadece bir sıvı miktarı değil, aynı zamanda bir varlık biçimi olduğunu görürüz. Felsefe, evrenin büyüklüğünü sorgularken bazen bir damlanın içine sığar. Çünkü bazen hakikat, tam da ölçü birimlerinin kesiştiği yerde gizlidir. “10 ml kaç cm³?” diye sorulduğunda, bilim bize net bir yanıt verir: 10 ml = 10 cm³. Ancak felsefe için bu denklem, yalnızca bir oran değil; bilginin, varlığın ve değerlerin ilişkisini gösteren bir aynadır. — Epistemoloji: Bilginin Ölçüsü Ne Kadar Güvenilir? Epistemoloji, yani bilgi felsefesi, bilginin doğasını ve sınırlarını…
14 Yorumİç Çözümleme Tekniği: Toplumsal Düzen ve Güç İlişkileri Üzerine Bir Bakış Güç, iktidar, toplumsal düzen… Bu üç kavram, siyaset biliminin bel kemiğini oluşturur. Ancak toplumsal yaşamın nasıl şekillendiğini anlamak, sadece kurumsal yapıları ve devletin işleyişini incelemekle mümkün değildir. Sosyal yapılar, bireylerin içsel düşünme süreçleriyle şekillenir. Peki, iç çözümleme tekniği bu bağlamda ne ifade eder? Güç ilişkilerinin, iktidarın ve ideolojilerin nasıl içsel bir düzleme taşındığını, bireylerin toplumsal yapılarla etkileşimde bulunurken nasıl bir zihinsel süreçten geçtiğini sorgulamak, aslında siyasal analizdeki en önemli adımlardan birisidir. İç Çözümleme Tekniği Nedir? İç çözümleme, bireylerin toplum ve devletle ilişkisini, kişisel ve içsel bakış açıları üzerinden değerlendiren…
9 YorumGöçebe Konar-Göçer Ne Demektir? Siyaset Bilimi Perspektifinden Güç, Kimlik ve Toplum Üzerine Bir Siyaset Bilimcinin Sorusu: Gücü Kim Taşır, Düzeni Kim Kurar? Toplumun yapısını anlamak, bazen bir şehir meydanına bakmak kadar basittir; bazen de çadırların arasında yankılanan bir davul sesi kadar karmaşıktır. Bir siyaset bilimci için göçebe konar-göçer topluluklar, yalnızca tarihsel bir yaşam biçimi değil, aynı zamanda iktidarın, kurumların ve kimliğin yeniden tanımlandığı dinamik bir toplumsal düzenin laboratuvarıdır. Sabit bir merkez olmadan düzen kurmak, devletsiz ama kuralsız olmamak… Bu, göçebe toplumların politik paradoksudur. Peki, göçerlik yalnızca yer değiştirmek midir, yoksa iktidarın mekânla olan bağını kökten sorgulayan bir yaşam biçimi mi?…
14 YorumKaynakların Sınırlılığı ve Ekonomik Seçimler: Bir Ekonomistin Gözünden Gökçeada Ekonominin en temel ilkesi, sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçların dengelenmesidir. Bu ilke, yalnızca üretim, tüketim ya da yatırım kararlarında değil, tatil planlaması gibi gündelik tercihlerde de kendini gösterir. Bir ekonomist için “Gökçeada’ya hangi ay gidilir?” sorusu sadece meteorolojik ya da turistik bir mesele değil; aynı zamanda fırsat maliyetinin, arz-talep dengesinin ve toplumsal refahın iç içe geçtiği bir karar problemidir. Bir tatilin maliyeti yalnızca otel fiyatıyla ölçülmez; seçilen zamanın getirdiği fırsat kayıpları, ulaşım talebinin yoğunluğu ve bölgesel fiyat dalgalanmaları da toplam maliyeti şekillendirir. Gökçeada gibi sınırlı konaklama kapasitesine sahip, doğası korunmuş bir bölgede,…
12 YorumHane Halkı Geliri Nasıl Tespit Edilir? — Rakamların Üstünü Örtmeyi Bırakalım “Hane halkı geliri” tek bir sayı değildir; tartışmalı varsayımlar, eksik beyanlar ve görmezden gelinen emeğin toplamıdır. Şunu peşin peşin söyleyeyim: Hane halkı gelirini tespit etmek, “maaşları toplayalım, bitti” kolaycılığı değildir. Bu tema “gerçek hayat”a yaklaştıkça kirlenir: düzensiz kazançlar, kayıt dışı işler, ayni faydalar, borçla dönen ay sonları, evin içindeki görünmeyen bakım emeği… Peki biz ne yapıyoruz? Çoğu zaman resmi tanımı alıyor, hane denen o capcanlı organizmayı tek bir haneye sığdırıyoruz. Neden hâlâ kendimize bu iyimser masalı anlatıyoruz? Hane Kime Deniyor? (Tanım Savaşları Başlasın) “Hane halkı” kulağa sade gelir, ama…
14 YorumBir Biri Nasıl? — Dil Yanılgıları ve Dijital Çağın Yazım Krizi Kısacası: Sorduğunuz “Bir biri nasıl?” doğal ve doğru bir Türkçe değil. Karşılıklı/karşılıklı ilişki anlamındaysa doğru yapı “birbiri” (ve çekimleri: birbirini, birbirine, birbirleri…). “Bir biri” ancak sayı vurgulu özel bağlamlarda yan yana gelebilir (“Bir, biri gelse de konuşsak” gibi). Doğru soru: “Birbirleri nasıl?”, “Birbirine nasıl davranıyor(lar)?” Cesur Bir Giriş: Yanlışın Normalleşmesine Alıştık, Peki Neden? Sosyal medyada gördüğümüz her yazımı normal kabul etmeye çok hevesliyiz. “Birbiri” yerine “bir biri” yazıldığında kimse durup “Bu cümle neden eğreti duruyor?” diye sormuyor. Oysa dil, toplumsal belleğimizin altyapısıdır; kelimelerin aralarına yanlış mesafe koyduğumuzda, düşüncemizin devresi…
16 YorumGlikol Yanar mı? Siyasal İktidarın Kimyasal Alegorisi Bir siyaset bilimci için en temel sorulardan biri, güç ile düzen arasındaki ilişkiyi çözümlemektir. Bu bağlamda, teknik bir soru gibi görünen “Glikol yanar mı?” aslında derin bir siyasal alegorinin kapısını aralar. Çünkü yanıcılık meselesi sadece kimyasal bir özellik değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal yapıların kırılganlığını, kurumların dayanıklılığını ve ideolojilerin tutuşturucu potansiyelini düşündürür. Kurumlar: Glikolün Yanıcılığına Karşı Dayanıklılık Bir toplumun kurumları tıpkı glikolün moleküler yapısı gibidir. İlk bakışta dayanıklı, sıradan ve güvenilir görünür. Ancak belirli koşullar altında bu yapılar yanıcı hale gelebilir. Peki, devletin kurumları da öyle değil midir? Güç ilişkilerinin dengesizleştiği, hukuk…
11 YorumGezgin Kelimesinin Kökü Nedir? Psikolojik Bir Mercekten İnceleme İnsan Davranışlarını Çözümlemeye Çalışan Bir Psikoloğun Meraklı Girişi Her kelime, insanların zihinsel ve duygusal dünyasında derin bir yankı uyandırabilir. Dil, yalnızca iletişimin aracı değil, aynı zamanda düşünce süreçlerimizin şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Psikoloji perspektifinden bakıldığında, kelimelerin kökleri, insan davranışlarının köklerine dair ipuçları sunar. Bu yazıda, “gezgin” kelimesinin kökünü, bu kelimenin insan psikolojisiyle olan ilişkisini inceleyerek anlamaya çalışacağız. Hepimiz zaman zaman içsel bir yolculuğa çıkarız; fiziksel olarak bir yerden bir yere gitmekten çok, ruhsal bir keşfe çıkarız. Peki, bu gezginlik, sadece bir yer değiştirme hareketi midir yoksa daha derin bir anlam mı…
12 YorumBir sonbahar akşamıydı. Küçük bir kafede oturmuş, masanın üzerinde kitaplar ve defterler dağınık haldeydi. Yan masada oturan iki arkadaşın tartışmasına kulak misafiri oldum. Biri sakin ve stratejik bir tavırla kâğıdın üzerinde notlar alıyor, diğeri ise heyecanla ellerini kullanarak anlatıyordu. Konu basit gibi görünüyordu: “Hava yuvarı nasıl yazılır?” Ama aslında bu masum görünen tartışma, dilin kalbinde saklı bir yolculuğa dönüşmüştü. Hava yuvarı nasıl yazılır? Bir yolculuğun hikâyesi O gün yan masada oturan karakterlerden biri, erkekti. Çözüm odaklı, stratejik bir tavırla bilgisayarını açmış, Türk Dil Kurumu’nun sitesine bakıyordu. “Bak işte, doğru kullanım ‘havayuvarı’ değil, ayrı yazılıyor: hava yuvarı. Çünkü bu, gök küreyi,…
8 Yorum