Bir sonbahar akşamıydı. Küçük bir kafede oturmuş, masanın üzerinde kitaplar ve defterler dağınık haldeydi. Yan masada oturan iki arkadaşın tartışmasına kulak misafiri oldum. Biri sakin ve stratejik bir tavırla kâğıdın üzerinde notlar alıyor, diğeri ise heyecanla ellerini kullanarak anlatıyordu. Konu basit gibi görünüyordu: “Hava yuvarı nasıl yazılır?” Ama aslında bu masum görünen tartışma, dilin kalbinde saklı bir yolculuğa dönüşmüştü. Hava yuvarı nasıl yazılır? Bir yolculuğun hikâyesi O gün yan masada oturan karakterlerden biri, erkekti. Çözüm odaklı, stratejik bir tavırla bilgisayarını açmış, Türk Dil Kurumu’nun sitesine bakıyordu. “Bak işte, doğru kullanım ‘havayuvarı’ değil, ayrı yazılıyor: hava yuvarı. Çünkü bu, gök küreyi,…
8 Yorum