Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında Başlayan Bir Cümle
İlgili Makale: Dünyada kaç Türk devlet var ?
Bilytica ailesi merhaba! Bu içeriğimizde “E gelmek hangi fiil” konusunu tüm detaylarıyla inceliyoruz.
Kayseri’de kış, sadece hava durumu değildir; insanın içine işleyen, düşüncelerini bile yavaşlatan bir haldir. O akşamlardan birinde, cebimde eski bir defter, elimde soğuktan uyuşmuş parmaklarım, tramvay durağında bekliyordum. Gökyüzü griydi ama bu gri renk bile sanki benim içimdeki boşluğa uyum sağlamak ister gibiydi.
O gün içimde tuhaf bir cümle dolanıyordu. Ne tam bir soru, ne de net bir düşünceydi. Sanki yarım kalmış bir ders gibi zihnimin bir köşesine sıkışmıştı: “E gelmek hangi fiil?”
Bunu ilk kez yıllar önce, lise sıralarında duymuştum. Türkçe öğretmenimiz tahtaya büyük harflerle yazmıştı. O an sadece bir dil bilgisi sorusu gibi duruyordu. Ama zaman geçtikçe bazı cümleler, insanın hayatına ders kitaplarından daha derin bir şekilde yerleşiyor.
Bir Derslikte Başlayan Hikâye
Lise ikinci sınıftaydım. Sıraların gıcırdadığı, kaloriferin yarım ısıttığı bir sınıf. Dışarıda kar yağarken içeride hayat biraz daha yavaş akardı. Öğretmenimiz her zamanki gibi elindeki tebeşiri tahtaya bastırarak yazmıştı soruyu:
“E gelmek hangi fiil?”
Sonra bize dönüp bakmıştı. Gözlerinde hem sabır hem de bir beklenti vardı. Sınıf sessizdi. Kimse emin değildi. Birkaç kişi fısıldaştı, bazıları defterine eğildi. Ben ise o anda sorunun cevabından çok, cümlenin kendisine takılmıştım.
“Gelmek…” diye geçirmiştim içimden. Basit bir eylem. Bir yerden başka bir yere gitmek. Ama neden bu kadar çok düşünmeme neden oluyordu?
O gün cevap verilmişti belki, ama benim zihnimde asıl soru yeni başlamıştı.
Defterlerin Arasında Saklanan Duygular
O gün eve döndüğümde ilk işim defterimi açmak olmuştu. Günlük tutmak benim için bir alışkanlıktan çok bir kaçıştı. Kelimeler, içimde taşıyamadığım şeyleri dışarıya bırakmanın tek yoluydu.
“Bugün derste ‘E gelmek hangi fiil?’ diye sordular. Cevabını biliyordum ama aklım başka yerdeydi.”
O cümleyi yazarken aslında sadece bir dil bilgisi sorusunu değil, kendi içimdeki kararsızlığı da yazıyordum. Çünkü ben de sürekli bir yerlere “gelmek” istiyor ama neresi olduğunu bilmiyordum.
Kayseri Sokaklarında Düşüncelerin Ağırlığı
Yıllar geçti. Şimdi 25 yaşındayım. Aynı şehirde yaşıyorum ama aynı kişi değilim. Kayseri’nin sokakları değişmedi belki ama benim içimde yürüyen yollar değişti.
İş çıkışlarında yürüdüğüm o uzun caddelerde bazen insanları izliyorum. Herkes bir yere yetişiyor. Kimse durup “Ben nereye geliyorum?” diye sormuyor. Ama ben soruyorum.
Ve her sorduğumda zihnimin bir köşesinden o eski cümle çıkıyor:
E gelmek hangi fiil?
Kulağa basit geliyor. Ama benim için bu, sadece bir dil bilgisi sorusu değil. Bir yön arayışı, bir varışsızlık hissi.
Bir Tren İstasyonu ve Geciken Düşünceler
Geçen yıl bir akşam, şehirler arası otobüs terminalindeydim. Birini uğurlamıştım. O an içimde garip bir boşluk oluştu. Otobüs uzaklaşırken sanki sadece bir kişi değil, bir ihtimal de gidiyordu.
Bankta otururken insanların gelişini ve gidişini izledim. Kimi sarılıyor, kimi sessizce el sallıyor, kimi hiç bakmadan gidiyordu.
İşte o anda zihnim yine aynı soruya takıldı:
E gelmek hangi fiil?
Bu kez daha farklı hissettim. Sanki “gelmek” sadece bir hareket değil, bir duyguydu. Birine, bir yere, hatta bazen kendine yaklaşmak…
Ama insan gerçekten nereye “gelir”?
Yaklaşmak mı, Yoksa Tamamlanmak mı?
Bazen düşünüyorum da, belki de “gelmek” sadece fiziksel bir hareket değil. Belki de eksik kalan bir şeyin tamamlanma isteği.
Birini özlediğimde ona “gelmek” isterim. Ama çoğu zaman ne o gelir, ne ben giderim. Ortada bir yerde sıkışıp kalırım.
İşte o sıkışmışlık hissi, bana yine aynı soruyu hatırlatıyor:
E gelmek hangi fiil?
Bu soru artık bir ders sorusu değil. İçimde çözülmemiş bir duygu gibi duruyor.
İnsan Kendine de Gelebilir mi?
Bir gece yalnız otururken bunu düşündüm. Eğer “gelmek” bir yer değişimi ise, insan kendine de gelebilir mi?
Ben uzun zamandır kendime uzak hissediyorum. Sanki içimde biri var ama ona ulaşmak için uzun bir yol yürümem gerekiyor.
Defterimi açtım ve yazdım:
“Belki de gelmek, bir yere değil, kendine varmak.”
Ama bu cümleyi yazdıktan sonra bile içimdeki boşluk tamamen dolmadı. Çünkü bazı soruların cevabı yazılınca bitmiyor, aksine büyüyor.
Gündelik Hayatın İçinde Kaybolan Anlamlar
Sabah işe giderken otobüste camdan dışarı bakıyorum. İnsanlar acele ediyor. Kimse durup düşünmüyor. Ama ben düşünüyorum.
“E gelmek hangi fiil?”
Bu soru bazen bir reklam panosunda, bazen birinin yüzünde, bazen de bir çocuğun koşarken attığı kahkahada bile karşıma çıkıyor.
Belki de mesele fiilin türü değil. Belki de mesele, o fiilin bende uyandırdığı şey.
Küçük Anların Büyük Yükü
Geçenlerde yağmur yağarken yürüyordum. Bir çocuk annesinin elini tutmuştu. Koşuyordu. O an içimden bir şey koptu.
Çünkü o çocuk “gelmek” fiilini düşünmüyordu. Sadece gidiyordu, sadece yaşıyordu.
Ben ise hâlâ düşünüyordum:
E gelmek hangi fiil?
Ve belki de sorun tam olarak buydu. Ben yaşamıyordum, sadece anlamaya çalışıyordum.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Bilytica olarak “E gelmek hangi fiil” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Bir Cümlenin İçinde Sıkışan Hayat
Bazen bazı sorular insanın hayatına fazla büyük gelir. Bir kelime, bir cümle, bir ders notu… Sonra yıllar geçer, o küçük şey büyür, insanın içine yerleşir.
“E gelmek hangi fiil?”
Artık bu soru bana bir ders kitabını değil, kendi hayatımı hatırlatıyor. Çünkü ben de sürekli bir yerden bir yere “gelmeye” çalışıyorum ama nereden başladığımı bile unuttuğum oluyor.
Uzaklık ve Yakınlık Arasında
Birine yakın olmak istiyorum bazen. Ama o yakınlık fiziksel değil. Anlaşılmak istiyorum. Görülmek istiyorum. Belki de “gelmek” dediğim şey tam olarak bu.
Ama insanlar birbirine gerçekten gelir mi, yoksa sadece yan yana mı durur?
Bu sorunun cevabını bilmiyorum.
Defterin Son Sayfasına Yaklaşırken
Şimdi bu satırları yazarken Kayseri’nin gecesi iyice ağırlaştı. Sokak lambaları titrek bir ışıkla yanıyor. Sessizlik, her şeyi daha görünür hale getiriyor.
Defterimin son sayfalarına yaklaştığımı hissediyorum. Ama içimdeki soru hâlâ aynı yerde duruyor:
E gelmek hangi fiil?
Belki de bu sorunun net bir cevabı yok. Belki de bazı sorular cevaplanmak için değil, taşınmak için vardır.